Bir reklam yazarının günlüğü

Burada bahsi geçen kişi, kurum ve olaylar tamamen hayal ürünüdür, gerçeklerle bir bağlantısı yoktur. En azından yaşadığımız evren için böyledir. Bir çokluevren sisteminde gerçek olması kaçınılmazlığı yazarı bağlamamaktadır.

04/07/2017

Bugün başka ajanslarla rekabet edeceğimiz bir işin toplantısına katıldım. Müşterimiz bizden özgün bir sosyal sorumluluk projesi istiyor. Göreni düşündürecek, okuyanı güldürecek, koklayanı keyiflendirecek, duyanı şaşırtacak, dokunanı yakacak, tadanı çıldırtacak bir proje olmalıymış. Her duyuya hitap edecek ve uyardığı her duyu ile hedef kitleye deneyimlenmemiş duygular yaşatacak eşsiz ve özgün bir proje… Bu proje ile mutlaka ödül almak istediklerinden, bütçe sınırı olmaksızın düşünmemizin önemini vurguladılar. Her gün karşılaştığımız sıradan müşteri beklentileri işte.

07/07/2017

Ajansta hummalı çalışma sürüyor. Ajans dev bir entegre tesis olarak deviniyor. Aklımıza gelen herhangi bir fikir, bir görüntü veya bir kelime maharetli ellerde dört başı mahmur bir projeye dönüşüyor. Mucizeye tanıklık ediyorum. Herkes üzerine düşen görevi eksiksiz tamamlamak için varını yoğunu ortaya koyuyor. Müşteri temsilcileri; füzyon mutfaklarını füzyonlayan ve Sibirya’da yaşayan çok mişelin yıldızlı aşçı dostumuzu ülkemize gelmeye ikna etmeye çalışıyorlar. Hekimlerimiz toprak ve su olmadan hayatta kalabilen ve henüz sınıflandırılmamış bir bitki türünün fizyolojisini çözmekle meşguller. Tasarımcılarımızın şiddetli tartışmaları motivasyonumu biraz kırmaya başladı. “Daha önce hiçbir gözün görmediği öncesiz ve sonrasız bir imaj” üzerine tartışırlarken çıkan kavgada ötekini “İskandinav baroğu”nun uşağı ve “Anadolu rönesansı”nın köpeği olmakla suçlayan taraflar birbirlerinin yüzüne pantone kitapçıkları fırlattılar. Gerginlik ve kutuplaşma giderek artıyor.

11/07/2017

Müşteri sunumumuz yarın. Küçük birkaç rötuşu kalan projemiz neredeyse tamamlandı. Sibirya’da ikamet eden aşçı dostumuz ikna olmasına rağmen, başlayan kar fırtınası sebebi ile projemizde yer alamayacağını haber verdi. Krizi devreye giren dijital ekibimiz çözdü. Üstünde bulunan diyotlarla dili elektrokimyasal olarak uyararak çok farklı lezzet kombinasyonları yaratabilen bir cihaz ürettiler. Ayrıca talihsiz bir de olay yaşadık. Projenin tasarımına çıplak gözle bakan patronlarımızdan biri ciddi biçimde yaralandı ve gözlerinden küçük bir operasyon geçirdi. Tasarımın zenginliği göz sinirlerinde ani bir yüklenmeye sebep olduğundan tasarıma parça parça bakmak gerekiyormuş. Biz de reklam yazarları olarak boş durmadık tabii. Daha önce kimsenin aklına gelmemiş ama bir kere karşılaşıldığında da hava gibi su gibi akıldan çıkmayan bir slogan yazdık. Ayrıca sesli biçimde okunduğunda beyinde serotonin salgısını kontrol eden merkezi çalıştırmasını sağlayacak şiirsel bir dokunuş yaptık. Sanırım sunuma hazırız.

12/07/2017

Bugün sunumuzu yaptık. Projenin her detayı ile müşteriyi içsel bir yolculuğa çıkardığımızı söyleyebilirim. Bir ara coşup halay çekmeye başladıklarından sunuma küçük bir ara bile verdik. Hatta bizden istediklerinin üstünde bir iş yaptığımızı da itiraf ettiler. Nöromanipülatif teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar yararlanan projemiz ile duyuları harmanlamayı başardık. Duydukları ile sarhoş olan, sevgiye dokunabilen, müziği tadabilen müşterimiz adeta kendinden geçti. Ve finalde projemizin dünya barışına nasıl hizmet ettiğini, sürdürülebilir temiz enerji üretimi sağlayarak insanlığın altın çağını müjdelediğini anlattığımızda film tamamen koptu. Sanırım işi sattık. Her şeye değdi.

14/07/2017

Bugün müşteri dönüş yaptı. Projeye bayılmışlar. Fakat 126,5 lira bütçe ile bu işe giremeyeceklerini üzülerek belirttiler. Oysa bizi inandırmışlardı, “Sınırların olmadığı, herkesin özgürce ürettiği bir bütçe mümkün.” demişlerdi. Değilmiş. Olsun, canları sağ olsun. Yine de bizimle çalışmak istediklerini belirtip “Biz en iyisi yap-boz konsepti yapalım.” diyerek bize bilgece yol göstermekten de geri kalmadılar. Yap-boz her zaman iş yapar. Temiz fikir. Yap-bozu görenler çok şaşıracaklar ve sonra bir şeyler olacak. Daha sonra olan şeyleri de sosyal sorumluluğa bağlayacağız. Yaşanan onca şeye rağmen motivasyonumuz yüksek, projeye dört elle sarıldık. Ayrıca patronun gözleri gün be gün iyileşiyor. Yalnız bundan sonra asla göz yaşı dökemeyecekmiş. Ağlarken çok tuhaf görünüyor.