Çocuk Bakışını Kaybetmediysen

… Bir reklamcı olarak büyük bir hazineye sahipsin demektir.  Sanat yönetmenleri ve yazarlar, bazen bir şeye öylesine bakar ve onu bambaşka bir şeye benzetir. Bulutları izleyen çocukların bir çırpıda yapabildikleri türden bir benzetmeyi bir anlığına yakalamış görünürler. Sırf o gömülü hazine sandığına hala ara sıra erişebilecek kadar şanslı oldukları için mutlu olması gereken yetişkinlerdir onlar.

Sağlık iletişimi bize bu anlamda harika bir oyun parkı sunar. İlaçların vücut içindeki yolculukları, etki mekanizmaları devreye girdiğinde olup bitenler, hücreler, virüsler, bakteriler, dans eden bir merdiven gibi boşlukta salınan DNA zinciri, hastalıkların belirtileri, bedenin parçaları, organları… Tıp, büyük bir görsel zenginlik yatağıdır ve yaratıcı zihinleri çeşit çeşit benzetmeler için kışkırtır.

Yıllar önce, bir sektör dergisinin kapağı için görsel fikir önerme şansım olmuştu. O ayın konusu reflü idi. Midenin asidik içeriğinin, bir yanma hissini de sürükleyerek yemek borusuna doğru yükseldiği bu rahatsızlığın görsel temsili hep alevlerle, yangın manzaralarıyla yapılırdı. Bu tatsız durumu başka türlü resmedemez miydik? Bilgisayarımın ekranında açık duran mide ve yemek borusu ikilisine yanma halini düşünerek bakarken, bir anda yemek borusunu uzun bir namlu, mideyi ise bir kabza olarak gördüm.  Yeni ateşlenmiş bu silahın namlusu, hala tehlikeli bir asitten çıkan dumanı çağrıştırarak tütüyordu. Bir tedaviyi tanıtmak için çalışıyor olsaydım, bu fikir, teklif edilemeyecek kadar sert olurdu. Neyse ki amaç bir dergi kapağında, hastalığı çarpıcı bir şekilde anlatmaktı ve benzetmeyi başarılı bir sanat yönetmeniyle görselleştirdik. Sonuçtan herkes memnundu;  beyindeki  ‘hazır klişeler’ kısa yolundan başka yerleri de çalışmaya zorlamıştık.

Beyin demişken, bu konuda başka bir hikaye daha var. Jim Aitchison’un ünlü Basın İlanı Böyle Yapılır kitabında geçiyor. Reklam yazarı Ben Hunt bir gün bir beyin resmine bakarken, bunu diz çökmüş, başını dizlerinin arasına gömüp iyice büzülmüş bir insan şekline benzetir. O çaresiz adamı resmen orada görür. Basit bir taslak çizilmesini sağlar ve resmi duvarına asar. Belki bir gün işe yarar diye düşünmüştür. Böyle düşündüğümüzde nedense o belki içinde bekleyen olasılığı yükseltmiş oluyoruz. Nitekim bir zaman sonra Hunt kendisini klinik depresyon üzerinde çalışırken bulur. Duvardaki resmi görür ve neden olmasın der. İş bu kez profesyonel anlamda dolaşıma girer. Farklı beyin görselleri incelenir, taslaktaki büzülmüş adam, usta bir fotoğrafçının karelerinde canlanır. Sanat yönetmenlerinin dokunuşlarıyla depresyon kadar kara bir ilan elde edilir. Karanlık ilana bakan göz, ilk bakışta sadece beyni, hemen ardından adamı görmektedir. Resmi gören insanlar, depresyondayken tam olarak böyle hissettiklerini söylerler.

Depresyonda beyin

Bazı fikirlerin kazara oluşmuş gibi yaptığına bakmayın. Onlar her şeye bir çocuk saflığıyla bakmayı başarabilen gözlerin çocuklarıdır.