Kimsenin röportaj yapmadığı adam

Eğer blogumuzu takip ediyorsanız veya yazılarımıza göz gezdirdiyseniz, zaman zaman çalışanlarımızı tanıtan, röportaj tadında içerikler yayımladığımızı görmüşsünüzdür. Fakat sevgili okurumuz, biri var ki daha önce defalarca rica etmesine rağmen bugüne kadar kimse onla röportaj yapmadı. Bu yüzden, ben de duruma el koyarak kendisiyle röportaj yapmaya karar verdim. Bugünkü yazımızın konuğu ajansımızın reklam yazarlarından Selim, yani ben.

Henüz yirmi günlükken götürüldüğü yazlıkta geceleri avazı çıktığı kadar ağlayan Selim, kısa sürede sitede nam salmayı başararak hayata hızlı bir giriş yapmış. Yerinde durmayan, çok konuşan ve enerjik bir çocukmuş. Annesi, Selim’in küçüklüğünü “Ağzı dursa kıçı, kıçı dursa başı oynar” şeklinde bir cümleyle özetliyor. Selim, ilkokul çağındayken babasının el kamerasıyla çektiği görüntüleri şimdi izlediğinde ise “Benim böyle bir çocuğum olsa günde üç öğün döverdim,” diyor ve ekliyor, “Şaka bir yana, bu yaşa kadar sağlam bir dayak yemeden gelmiş olmam bir ebeveynlik başarısıdır.”

Bilgisayar mühendisliğini oyun oynamakla aynı sandığından mıdır, “Bilgisayar çağımızın mesleği” laflarına kandığından mıdır bilinmez, hedefi Boğaziçi Üniversitesinde bilgisayar mühendisliği okumakmış. Tabii puanlar açıklandıktan sonra hayaller hayatlardan ayrılmış ve Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri Bölümünü kazanmış. Güle oynaya girdiği bu bölümde üçüncü sınıfı bitirdiğinde, bilişimin ona göre olmadığına neyse ki çok geç olmadan (!) karar vermiş. O zamanlarda kafasındaki kariyer planını, “Yazı çizi işlerine meraklıydım. Üniversitede rap müzikle uğraşıyordum ve şarkı sözlerimi kendim yazıyordum. Mezun olduktan sonra da senaryo yazmayı veya tiyatroyla ilgilenmeyi düşünüyordum,” diye anlatıyor.

Mezun olduktan sonra, körpe bir delikanlıyken önce stajyer, sonra da reklam yazarı olarak Pitstop’ta kariyerine başladığı yılları, “Reklamcılığa ve reklam ajanslarına dair o kadar fikrim yoktu ki işe takım elbiseyle gitmem gerektiğini düşünüyordum” şeklinde anlatıyor. Selim, şu anda ise Pitstop’ta yedinci senesini devirmiş bulunuyor.

İşten arta kalan zamanlarını motosikletiyle gezerek geçirmeyi seviyor. İlk fırsatta motosikletiyle yurt dışına seyahat etmek en büyük hayallerinden biriymiş. Bröveli dalgıç olan Selim, aynı zamanda mutfakta da başarılı olduğunu vurguluyor. Tencere yemeklerinden ziyade fiyakalı yemekler yapmayı sevdiğini “Şimdiye kadar yaptığım en afili yemek gurme burgerdi. Ekmeğini falan her şeyini kendim yapmıştım,” diyerek belirtiyor. Sıradaki hedefinde, hamurunu kendi açtığı bir pizza yapmak varmış.

Meraklı olduğu yazı çizi işlerini profesyonel hayatına taşımayı başarırken, bir yandan da diğer hayali olan tiyatro ile hobi olarak ilgileniyor. Üç senedir doğaçlama tiyatro gösterileri yapan Selim, kurucu üyesi olduğu doğaçlama tiyatro grubu Sahte Okey ile her ayın son cuması Taksim’de bulunan YOTA’da sahne alıyor.

PAYLAŞ
Share on FacebookTweet about this on TwitterGoogle+