Mütevazı zevkler, keyifli günler

Pitstop’u keyifli ve zengin bir ajans yapan daha çok bünyesindeki renkli kişilikler. Tıbbın yanına bir dizi farklı uğraş katmayı başaran medikal müdürlerimizden Suat Dayangaç da ajansımıza tat katanlardan, renk verenlerden.

Suat’ın en büyük tutkularından biri her gün ajansın karşısındaki kaldırımda onun işten çıkmasını bekler. Sabah-akşam birbirlerine yoldaş olur, ıstıraplı İstanbul trafiğini birbirleri için çekilir kılarlar. Motosikletin yaşamındaki İstanbul kavramını tamamen değiştirdiğini söylüyor Suat. Bu sebeple de, motor çok önemli bir yere sahip. Şu anda kullandığı Honda NC700X onun için sadece bir ulaşım aracı değil, tam anlamıyla bir uğraş. Motorun neredeyse tüm işlerini kendi yapıyor. Elinden geldiğince motor camiasıyla sanal ortamda da olsa iletişimi sıcak tutuyor, motorcu forumlarını yakından izliyor. Aslında yalnızca motosiklet tutkunlarının forumlarına değil, teknolojiye yüksek alakası sebebiyle birçok foruma üye; bunca bilgi karmaşası içinde gerçekten ihtiyaç duyulan kıymetli bilgiyi başka yerde bulmanın zor olduğunu düşünüyor. Belki de özellikle internetin değerine çok erken uyananlardan olması bunda etkili. Henüz Windows’un olmadığı yıllarda almış ilk e-mail adresini. Teknolojiye meraklı, hele ki hayatını kolaylaştıracak bir yenilik söz konusu olduğunda tam bir teknofil. Ama kesinlikle bağımlı değil; önemli olan teknolojik yeniliği yaşam kalitesine dönüştürebilmek.

Söz teknolojiden açılmışken, Suat’ın özlemle andığı bir başka tutkusundan daha bahsedelim: Fotoğraf çekmek. İstanbul’un kalabalıklığı ve karmaşası olmasa, daha çok dışarıda zaman geçirip daha çok fotoğraf çekebilse keşke. Bu karmaşadan bunaldıkları için hemen her fırsatta ailecek soluk alabilecekleri bir cennete kaçıyorlar yaz kış demeden. En çok Çanakkale tarafına gitmeyi seviyorlar. Turistlerin cirit attığı yerlere değil; doğaya, köylere, gerçek yaşamın içine. Fırsat buldukça da yurtdışına. Minik oğlu Doran bile daha iki yaşına gelmeden 10 ülke görmüş. Bu arada Suat’ın bir de pitbull terrier cinsi köpeği var: Mithra. Doran ile Mithra’nın arası çok iyi; sanılanın aksine pitbulların aslında son derece dost canlısı olduğunu söylüyor Suat. Ee, bir şey biliyor ki konuşuyor, zira Mithra’yı da, ondan önceki pitbullunu da bizzat kendi eğitmiş.

Nerede olursa olsun Suat’ın hep büyük zevk aldığı bir başka uğraş da yemek yapmak. Hem öyle bildik, beylik yemekler de değil; çiğ köfteden maklubeye kadar en zor yemekleri ustaca yapabiliyor, iştahla yiyor ve sevdiklerine yediriyor. Ayrıca bağımsız mutfak ekolüne gönül verenlerden; kendi deyimiyle “uyduruk yemek” yapmayı çok seviyor. Yemeğin yanı sıra içkilerin de Suat için alışılmışın dışında bir anlamı var: Başta biraya olmak üzere, şaraba, viskiye saygısı büyük. Biranın bu saygıyı gerçekten hak ettiğini düşündüğü için fırsat buldukça Münih’e Oktoberfest’e ve Almanya’nın diğer kentlerindeki Volksfest’lere gidiyor; doyasıya ve saygıyla bira içiyor.

Bir hekimin işi dışında, bu kadar farklı uğraşının olması pek alışılmış bir şey değil. Ama Suat’ın doktorluğu istediği dozda yapıyor olması 2004’te tüm yaşamını değiştiren son derece radikal bir karar almasıyla mümkün olabilmiş. O sıralar Hava Kuvvetleri’nde üsteğmen rütbesiyle dahiliye asistanlığı yaparken, aslında istediğinin bu olmadığına karar vermesiyle tüm yaşamını birkaç hafta içinde tepeden tırnağa değiştirmiş. “İnsan bu gücü kendinde bir kere bulunca, artık istemediği hiçbir şeyin hayatında yer almasına izin vermiyor” diyor Suat.

İyi ki o gücü kendinde bulmuş, iyi ki mesleğini istediği şekilde yapabilme cesaretini gösterebilmiş; Pitstop da bu sayede çok iyi bir hekimi ve çok renkli bir dostu ekibe katabilmiş.