Yaratıcılıktan mezun olunamaz

Pitstop yaratıcı ekibinin lokomotiflerinden; en sessizi belki ama en hızlı düşünenlerinden biridir art direktörlerimizden Gökhan Sönmez. Gökhan’ın sanata meyli ressam ve müzisyenin bol olduğu, sanatla iç içe bir ailede büyümesinden geliyor. Okuldu, eğitimdi derken 2000 yılında grafik tasarımcı olarak başlıyor kariyerine. Kısa süre sonra asıl istediğinin reklamcılık olduğunu fark ediyor ve büyük network ajanslarından birinde işe başlıyor. “Gittim oturdum ve ilk basın ilanımı hazırladım; logoyu nereye koyacağıma karar vermek saatlerimi aldı ve ilanın yayımlandığı gün basıldığı bütün gazeteleri aldım” diye anıyor o ilk heyecanı. Sonrası çorap söküğü gibi geliyor ve büyük reklam ustaları ile birçok önemli marka için yurtiçi ve yurtdışında önemli projelerde çalışma fırsatı yakalıyor; ödüller alıyor. “Aslında reklam ajansları bir okul gibi, hiç durmadan yeni şeyler öğrenmek zorundasınız ve bu çok zevkli. Düşünün, asla mezun olunamayacak bir okuldasınız ve hayat o kadar hızlı değişiyor ki, her sene yeni bir müfredat geliyor önünüze. Ama değişmeyecek tek şey yaratıcılık tutkusu” diyor, “Çünkü bu, tüm hayatınızı şekillendirmeye başlıyor ve gündelik hayatınızda da yaratıcılık artık olmazsa olmaz hale geliyor.”

Gökhan 13 yıl önce başladığı reklamcılık kariyerine bugün Pitstop’da sanat yönetmeni olarak devam ediyor. Bu iş dışarıdan bakana biraz karmaşık görünüyor olmalı ki, Gökhan da sık sık yaptığı işin tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışanların sorularıyla karşılaşıyor: “Aslında yaptığım işi soranlara reklamcılık diyorum. Çoğu anlamıyor ne olduğunu (gülüyor) ‘Ne reklamı yani?’ diyorlar.” Gökhan’ın mesleğe bakışı da tıpkı fikirleri gibi derin, “Bence reklam sektöründe çalışan biri işin bütün süreçlerinden anlamalı; pazarlama da bilmeli, yazarlık da, fotoğrafçılık da. En azından kıyısından.” O da kendini çeşitli alanlarda sürekli geliştiriyor; fotoğraf, sinema, dijital sanatlar, illüstrasyon gibi dallarla da ilgileniyor.

İyi fikirlerin başlangıç noktası için ise, “Elbette en önemlisi insan” diyor, “İnsan var olduğu sürece iyi fikirler de var olacak. Çevremizde gelişen tüm olaylar ve karakterler aklımızın bir yerinde kalıyor ve bunların içinde hepimizin kendiyle özdeşleştirdiği bir hikaye var. İşte aslında ortada olan bu hikayeleri insanlara beklemedikleri bir anda anlatmak onların o markaya yakın olmasını sağlıyor. Benim için hayatın kendisi bir kampanya ve her insan da bir marka aslında. Sürekli gelişim, planlama, her gün değişen şartlara ayak uydurma ve iletişim. Bu hızlı koşuda durmanız pek mümkün değil.”

Pitstop kariyeriniyse biraz rastlantılara bağlıyor, “Aslında sağlık iletişimi ile ilgili çok fazla bilgim yoktu, yani biraz tesadüfi oldu” diyor, “Ama inanılmaz potansiyeli olan bir alan. Hedef kitleniz daha özel, zaten reklamcılığın geldiği yöne bakacak olursanız artık genel mecralar yerine, yaratıcı fikirlerle geliştirilmiş iletişim planlarıyla tüketiciye ulaşmak ve kişiye özel reklam stratejileri belirlemek temel anlayış haline geldi. Pitstop ve sağlık iletişimi de tamamen bu bahsettiğim durumun merkezinde” diyerek kendine has güzel cümleleriyle sağlık iletişiminin neden önemsenmesi gerektiğini ve kendisi için ne ifade ettiğini özetliyor.