Facebook mesajlarımı okuyor mu?

Merhaba sevgili Pitstop Blog tutkunları.

Hepimizin telefonlarının dinlendiği malum. Siz bu satırları okurken uydular yerinizi tespit etmekle meşgul. Yeni çıkacak çipli kimlik kartları ile kalp atışlarımızı dinleyecekler. Seneye de kısmetse bilim insanlarının geliştirdiği muhteşem bir cihazla herkesin düşünceleri an be an hard disklere kaydedilecek ve sakıncalı düşünceler hızlıca cezalandırılabilecek.

Görünen o ki dijital devrim tüm dünyada kitlesel bir paranoyaya sebep oldu. Sürekli birilerinin bizim mahremimize göz gezdirdiğini, kulak kesildiğini düşünerek yaşıyoruz. Bu konuda içinize su serpmeyi, “ya napsınlar bizim niteliksiz mahremimizi allasen” demeyi çok isterdim. Ancak unutmayalım ki paranoyak olmamız takip edilmediğimiz anlamına gelmiyor. Bu yüzden bu satırları kafama sardığım alüminyum bir folyo ile yazıyorum.

Malumunuz daha doğmamış bebelere Facebook açılan bir zamanda yaşıyoruz. İş başvurularımızda bile bizim hakkımızda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen insan kaynakları Facebook’umuzu gizlice takip ediyor. Peki varlığımızın dijital dünyadaki iz düşümü olan Facebook mahremimize ne kadar giriyor?

İşte hepimizin merak ettiği bu soruya sağlıklı bir cevap bulmak için bütün iş gücümüzü derin ve kapsamlı bir araştırma için seferber ettik ve kimsenin okumadığı ama herkesin koşulsuz kabul ettiği “Hak ve Sorumluluklar Bildirimi”ni noktasına, virgülüne kadar mercek altına aldık.

Evet. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kadar kesin, Anayasa kadar bağlayıcı bu destansı metine göre Facebook ve ona bağlı uygulamalar bütün paylaşımlarımızı bir yerlerde depoluyor. Bunu zaten biliyorduk. Bunun dışında tüm hareketlerimizi takip ediyorlar. Facebook ve ona bağlı uygulamalarda beğendiğimiz içeriklerden, tıkladığımız reklamlara kadar her şey kayıt altına alınıyor.

Bütün bu olan bitene rağmen büyük olasılıkla insanlar bizim mahremimizle ilgilenmiyor. Bununla ilgilenmesi için özel bir yazılım geliştirmişler. Bu yazılım; kitleleri davranışlarına, yaş gruplarına, cinsiyetlerine, yaşadıkları yere veya istenen başka bir parametreye göre sınıflandırıyor. Ve böylece şirketlerin satın almak için yanıp tutuştuğu, %100 Facebook ürünü olan bilgi ortaya çıkıyor.

Bu bilgi sadece şirketlere pazarlanmıyor tabii. Bizi daha iyi tanımaya başlayan Facebook hoşumuza gidebilecek yazılarla, resimlerle, şarkılarla, ürünlerle ve diğer uyaranlarla etrafımızda kişiye özel bir ütopya oluşturuyor. Biz yavaş yavaş ütopyalarımızda kaybolurken, istatistiklerin içindeki yerimiz belirginleşiyor.

Sonuçta Facebook, şirketler ve biz; hep birlikte kazanıyoruz. El ele mutlu mesut bir hayata yelken açıyoruz.

21. yüzyıl pratiği adeta Orwell’in 1984’ündeki araçları kullanarak, Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sını inşa ediyor.