Facebook resmi devlet oluyor

Başlığı okuduktan sonra “Hah bir bu eksikti!” diye düşündüyseniz merak etmeyin, Facebook resmi devlet falan olmuyor. Öte yandan, tık peşinde koşan çakal haber siteleri gibi provokatif başlık atarak sizi buraya çektikten sonra önünüze çok alakasız bir içerik koyma niyetinde olmadığım için size bizzat başıma gelmiş bir olayı anlatacağım.

Geçtiğimiz hafta sonu küçük bir kaçamak yaparak Belgrad’a gittim. Gitmişken de becerebilirsem orada yaşamakta olan Kanadalı bir arkadaşımla buluşma niyetindeyim. Kanadalı detayını hava atmak için değil, Türklerde alışık olmadığımız bir iletişim şekline sahip olduğumuz için verdim. Adamın telefon numarası yok. WhatsApp’ı yok. Instagram’ı var ama kullanmıyor. Twitter filan hak getire. Aslında öyle biri de yokmuş ve ben bu yazıyı Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden yazıyormuşum mesela.

Yukarıda bahsettiklerimden hiçbirini kullanmayan arkadaşım, nasıl olmuşsa bir Facebook hesabına sahip (boşluğuna geldi herhalde). Gittiğiniz yabancı bir ülkede, sadece Facebook üzerinden haberleştiğiniz bir arkadaşınız varsa, internet, Instagram’a fotoğraf koyup like peşinde koşmaktan daha önemli bir hal alıyor. Bu sebeple, her modern birey gibi ben de gittiğim mekanlarda menüden önce WiFi şifresini soruyorum. Hani derler ya “Bayinizden ısrarla isteyiniz” diye, tam o moddayım. Garsonun “Welcome sir” demesine fırsat vermeden “Ken ay hev dı vay fay pesvörd piliyz?” diye yapıştırıyorum kontrayı. Yurt dışına gittiğinizde “sir” olmanın dayanılmaz hafifliği de bambaşka tabii ama o bu yazının konusu değil.

Birçoğunuz bilir, bazı yerlerdeki WiFi’lar, bağlantı kurduktan sonra internet için sizden kimlik doğrulama (ID verification) ister. Bunu da genellikle tek tuşa basarak Facebook hesabınızla veya email adresinizi girerek yapabilirsiniz. Gittiğim bir mekanda WiFi’ya bağlandıktan sonra böyle bir işlem yapmam gerekti. Ben de o an email adresimi girmeye üşendiğimden, birazdan başıma örülecek çoraplardan habersiz bir şekilde Facebook seçeneğini tıkladım. Yönlendirildiğim sayfada, doğrulama yaptığım Facebook hesabının gerçek sahibi olup olmadığımı anlamak için bir test yapmam gerektiği yazıyordu. Bir yandan masadaki arkadaşlarımla sohbet etmeye çalıştığım için çok üstünde durmayarak tamam dedim. Ekranda çıkan fotoğraflara bakarak hangi arkadaşlarıma ait olduğunu seçmeye başladım. Yaklaşık 7-8 tane bu şekilde soru yanıtladıktan sonra, nedenini anlamadığım bir şekilde (yanlış seçim yapmadığıma eminim) Facebook “Someone may have logged into your account”, yani “Sizden başka birisi hesabınıza giriş yapmış olabilir” uyarısı vererek hesabımı kilitledi. Sırbistan’dan giriş yaptığım için böyle oldu diyeceksiniz belki ama değil çünkü en başta “Bak hesabına Sırbistan’dan girildi, sıkıntı yok değil mi?” tarzı bir uyarıyı almış ve “Sıkıntı yok” demiştim. Kilidi kaldırmak için “Devam” butonuna bastım. İşte Facebook’un resmi devletliğe soyunması tam da burada başlıyor.

“Arkadaşım, Kimliğini Görelim”

Facebook, kilitlenen hesabın gerçekten bana ait olduğunu, diğer bir deyişle sahte hesap olmadığını doğrulamak istiyor ve bunu da benden resmi bir kimliğimin fotoğrafını çekerek sisteme yüklememi isteyerek yapıyor. Evet, doğru okudunuz. Facebook, bir devlet kurumundan alınmış kimliklerimden birinin fotoğrafını göndermemi istiyor. Aklıma ilk gelen, bunun bir hackleme yöntemi olabileceği oldu. O yüzden tabii ki kimliğimin fotoğrafını falan çekmeden menüden çıkıp, email adresimi girerek internete bağlandım.

İstersen alkolmetre uzat da üfleyelim Facebook.

 

İnternete bağlanmasına bağlandım ama Facebook hesabım kapı duvar. Gerçekten kilitlenmiş. E akşama buluşmak için arkadaşıma ulaşmam lazım. Yok! Dedim herhalde internete bağlandığım yerle ilgili bir sorun var. O yüzden, odaya gittiğimde konuya daha konsantre bir şekilde eğilmeye karar vererek mekanın tadını çıkarmaya karar verdim.

Odaya vardığımda hemen internete girip Facebook’a bağlanmayı denedim ama yine olmadı. İçinde bulunduğum vaziyeti hazreti Google’a sorunca bunun bir dolandırıcılık olmadığını, Facebook’un gerçekten böyle bir şey istediğini gördüm. Facebook’un kişisel bilgilerimizi kullandığı, bu bilgileri üçüncü partilerle paylaştığı ve üzerimizde deneyler yaptığı zaten bilinen bir gerçek. “Big Data”nın içindeki önemsiz bir partikül olduğum(uz) için birçoklarının aksine bu durumla ilgili bir kaygım yok ancak kullanıcılardan resmi kimlik istemek benim için bile fazlaydı.

Samuray Kılıcının Keskin Yüzü

Bu durumu aşmanın yolları, bende ağızlarında misket var gibi konuşuyorlarmış hissi uyandıran Hintli abiler tarafından çeşitli YouTube videolarıyla açıklanıyordu. Birkaç farklı yöntem olmakla birlikte, uygulanması en basit olanı, bir VPN programıyla Facebook’a Japonya üzerinden bağlanmaktı. “Neden Japonya?” ben de bilmiyorum ama tahminim Japonya’nın Facebook’a karşı “Sen kimsin ya!” demiş olduğu.

Telefonuma indirdiğim farklı VPN programlarını kullanarak, para vermeden Japonya üzerinden internete bağlanmaya çalışıyorum. En sonunda TunnelBear’la bunu başardım ve heyecanla Facebook hesabımı açtım ama olmadı. Hiçbir neden belirtmeden, “Şu anda isteğinize yanıt veremiyoruz. Lütfen daha sonra tekrar deneyin” tarzında bir uyarı aldım. Şimdi bu devlet kurumu tavrı değil de nedir? VPN’i kapayıp girince nedense isteğime hemen yanıt verip benden kimlik fotoğrafımı istemeyi biliyor, VPN’i açınca “Yok kardeşim, bugün git yarın gel.”

Kafa Kağıdımın Hayrını Gör Zuckerberg

VPN işini beceremeyince, statükoya boyun eğip fotoğrafı göndersem mi diye iç hesaplaşmalarıma başladım. Düşünsenize, koskoca Facebook hesabı! O kadar fotoğraf, o kadar paylaşım, yarısından fazlasını sokakta görseniz selam vermeyeceğiniz o kadar arkadaş… Hepsi bir anda puf diye gidecek. Resmen kırmızı hap-mavi hap gerilimi yaşıyorum. Düşündüm, taşındım, bu saatten sonra sıfırdan Facebook hesabı açmakla uğraşılmaz deyip bana yapılan teklifi Neo gibi kabul ettim. Nüfus cüzdanımın fotoğrafını çektim ve Facebook’un istediği gibi adım, soyadım ve doğum tarihim dışındaki alanları kapatarak sisteme yükledim.

Okuduğum yorumlarda, kimlik fotoğraflarını yüklemelerine rağmen hesaplarının açılmadığından şikayet eden birçok kişi vardı. Belki ben daha şanslıyımdır diye düşünüp beklemeye başladım. Ve tabii ki benim hesabım da Türkiye’ye döndükten sonra bilgisayardan VPN’e bağlanıp Japonya üstünden Facebook hesabıma giriş yapana kadar açılmadı. Kendi problemimi kendim çözerek nüfusumdaki ergen fotoğrafımı Facebook’la paylaştığımla kaldım.

Arkadaşıma ne mi oldu? Yeni hesap açıp iletişime geçmek bir gün sonra aklıma geldiği için ancak ertesi gün, Türkiye’ye dönmeden hemen önce buluşabildik. Hayaller Belgrad’ın çılgın geceleri olmasına rağmen hayatlar otel lobisinde canlı piyano eşliğinde sohbet oldu.

Siz siz olun, Facebook kolluk kuvveti gibi sizden kimliğinizi isterse vermeyin. Bugün kimlik kontrolü yapan, yarın ikametgah da ister, devlet de kurar.