Temel sağlık hizmetleri yaklaşımı

Türkiye Alma Ata Bildirgesi’ne imza atan ülkeler arasında olmasına karşın, diğer bir çok ülke gibi temel sağlık hizmetlerini dar kapsamlı tanımı çerçevesinde algılamış ve sağlık politikalarında temel sağlık hizmetlerinin di­ğer unsurlarını değil birinci basamak sağlık hizmetlerini ön plana çıkarmıştır.

Temel sağlık hizmetleri (Primary Health Care) ve birinci basamak sağlık hizmetleri (primary level of care) kavramları Türkiye’de zaman zaman birbirinin yerine geçen kavramlar olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada bu iki kavram arasındaki farklılıklar ile Temel Sağlık Hizmetleri yaklaşımını benimseyen bir sağlık sisteminin özellikleri ortaya konmaya çalışılacaktır. Temel Sağlık Hizmetleri (TSH) yaklaşımı ilk kez 1978’de imzalanan Alma Ata Bildirgesi ile gündeme gelmiş ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘2000 Yılında Herkese Sağlık’ amacı ile birlikte 1980’li yıllardan sonra sağlık literatüründe önemli tartışmalara neden olmuştur. TSH, Alma Ata Bildirgesi’nde ‘bütün bireyler ve aileler tarafından tam bir toplum katılımının sağlanması yoluyla benimsenmiş ve bir ülkenin kendi öz kaynaklarına dayanarak ve kendi geleceğini belirleme ruhuyla gelişmesinin her döneminde maliyetini karşılayabileceği, bilimsel yöntemlere ve sosyal olarak kabul edilebilir yöntem ve teknolojiye dayalı sağlık sistemi’ olarak tanımlanmaktadır.1 Buna göre TSH; ülkenin ekonomik, sosyokültürel ve politik şartlarını yansıtır; toplumdaki temel sağlık problemlerini ele alarak koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici hizmetleri sağlar; doğru beslenme, yeterli ve temiz içme ve kullanma suyu, temel hijyen, ana ve çocuk sağlığı hizmetleri, bağışıklama ve yaygın hastalıkların uygun yöntemlerle tedavisini içerir; to­lum katılımı ilkesini uygulayacak mekanizmaları geliştirir; fonksiyonel ve entegre bir sevk sistemi ile desteklenir.  Alma Ata Bildirgesi’nden sonra TSH yaklaşımı literatürde yoğun bir şekilde tartışılmış ve bu tartışmalar ile ülke uygulamaları sonucunda yaklaşımın dar kapsamlı ve geniş kapsamlı olmak üzere iki tanımı ortaya çıkmıştır.2,3,4,5,6

Dar kapsamlı tanımına göre TSH, birinci basamakta ya da ilk başvuru noktasında bir sağlık personeli tarafından verilen sağlık hizmetidir. Buna göre TSH, sağlık sistemi içinde kurulmuş ve karmaşık vakaların bir üst basamağa sevk edildiği bir sağlık sisteminde, sevk zincirinin birinci basamağını oluşturmaktadır. Bu tanıma göre, her ülkenin kendi koşulları ve sağlık sistemine göre değişmekle birlikte aile hekimleri, sağlık ocakları ve benzeri kurumlar TSH yaklaşımının uygulanmasını yansıtmaktadır. Dar kapsamlı tanım sağlığı ve sağlık hizmetlerini tamamen tıbbi hizmetler ile özdeşleştirdiği için eleştirilmektedir.

Geniş kapsamlı tanımına göre ise TSH, sağlık sistemi içinde bir bakım düzeyi değil toplumun sağlık statüsünü yükseltmeyi amaçlayan bir yaklaşımdır. Bu bağlamda TSH sadece sağlık sektörünü değil, sağlığı etkileyen tüm sektörleri de kapsamakta ve toplum katılımını temel ilke olarak benimsemektedir. TSH yaklaşımına dayalı bir sağlık sistemi, eşitlik ve katılım ilkelerini gözeterek tüm toplumu kapsamalı; sağlığı etkileyen tüm sektörleri içermeli, sağlık sisteminin ilk başvuru noktasında temel sağlık hizmetlerini sağlamalı, toplum ve sağlık çalışanları için sürekli eğitimi sağlamalı, sevk zinciri ilkesi çerçevesinde tüm basamaklar arasında hizmetlerin koordineli bir şekilde verilmesini sağlamalıdır.7 TSH yaklaşımını benimseyen bir ülkede sağlık, sadece sağlık sektörünün değil, sağlığı etkileyen tüm sektörlerin işidir.

Türkiye Alma Ata Bildirgesi’ne imza atan ülkeler arasında olmasına karşın, diğer bir çok ülke gibi TSH’yi dar kapsamlı tanımı çerçevesinde algılamış ve sağlık politikalarında TSH’nin diğer unsurlarını değil birinci basamak sağlık hizmetlerini ön plana çıkarmıştır. Türkiye’de sağlık ve sağlık hizmetleri yaygın bir şekilde tıbbi hizmetlerle özdeşleştirilmiş ve sağlık hizmetlerinin sunumunda ve Sağlık Bakanlığı’nın örgütlenmesinde ‘dikey yaklaşım’ benimsenmiştir. TSH felsefesinin özünü oluşturan bazı kavramlar, örneğin toplum katılımı, sağlık politikalarının ve programlarının hiçbir boyutunda gündeme gelmemiştir. Son dönemlerde gerçekleştirilmeye başlanan reformlarda da aynı eğilim gözlenmekte ve birinci basamak sağlık hizmetlerine yapılan vurgu TSH yaklaşımının dar kapsamlı tanımını yansıtmaktadır. Burada unutulmaması gereken önemli bir nokta, bu durumun sadece Türkiye için değil Alma Ata Bildirgesi’ne imza atan bütün ülkeler için geçerli olduğudur. DSÖ’nün ‘2000 Yılında Herkese Sağlık’ olarak tanımladığı evrensel amacın gerekleri yerine getirilememiş, bu nedenle uluslararası örgütler bu amacı revize etme gereği duymuşlardır. Son dönemlerde gündemde olan ‘Milenyum Kalkınma Amaçları’ bu çerçevede ele alınmalıdır.

  1. WHO/UNI­CEF, (1978), Al­ma Ata. Pri­mary He­alth Ca­re, Ge­ne­va, World He­alth Organization.
  2. Sidel, V.W; Sidel R. (1978), ‘Primary Health Care in Relation to SocioPolitical Structu­re’, Social Science and Medicine, Vol. 11.
  3. Navarro, V. (1984), ‘A Critique of the Ideological and Political Position of the Brandt Report and the Alma Ata Declaration’, International Journal of  Health Services, 14(2).
  4. Frenk, J. ve diğerleri (1990), ‘First Contact, Simplified Technology or Risk Anticipation? Defining  Primary Health Care’, Academic Medicine, 65(11).
  5. Banerji, D. (1988), ‘Hidden Menace in the Universal Child Immunization’, Intenational Journal of Health Services, 18(2).
  6. Rifkin, S; Walt, G. (1986), ‘Why Health Improves: Defining the Issues Concerning Comprehensive Primary Health Care and Selective Primary Health Care’, Social Science and Medicine, 19(3).
  7. Kleckowski, B.M. ve diğerleri, (1984), Health System Support for Primary Health Care, Geneva, WHO Public Health Papers No 80.